
Arkadaşlığın, dostluğun hatta kardeşliğin büyük ölçüde önemini kaybettiği günümüzde eskilerden kalma bir kardeşlik hikayesini sizlerle paylaşmak istiyoruz…
İki kardeş çiftliklerinde birlikte yaşıyorlardı. Kardeşlerden biri bekardı ve yalnız yaşıyordu. Öteki ise evliydi ve çocukları vardı.
Her günün sonunda iki kardeş tüm üretimlerini ve karlarını eşit olarak paylaşırlardı. Bir gün bekar olan kardeş kendi kendine şöyle düşündü;
“elde ettiğimiz kazancı eşit olarak bölüşmemiz hiç de doğru değil. Ben bekarım. Bakmakla yükümlü olduğum herhangi bir kimse yok. Ayrıca çok fazla ihtiyacım da olmuyor”
Bu düşünceden sonra her gece kendi hissesinden bir çuval buğdayı kardeşinin ambarına götürüp boşaltmaya başladı.
Ürünlerin ve karın eşit paylaşımı diğer kardeşin de kafasını kurcalamaktaydı. O da kendi kendine şöyle bir karara vardı.
“Ürettiğimiz ürünleri ve karlarını eşit şekilde paylaşmamız hiç de doğru değil. Ben evliyim. İleride bana bakacak bir eşim ve yardımıma yetişecek çocuklarım var. Halbuki kardeşimin kendisine bakacak kimsesi yok”
O da aynı kardeşi gibi kendi hissesinden bir çuval buğdayı kardeşinin ambarına götürmeye başladı. Kimse fark etmesin diye her ikisi de bu işi gecenin karanlığında yapıyorlardı.
Aradan bir süre geçmesine karşılık iki kardeşin de hisselerinde azalma olmuyordu. Bu durum ikisini de şaşırtmaktaydı.
Bir gece yine birbirlerinin ambarına çuval taşırken karanlıkta çarpıştılar. O an ikisi de neden hisselerinde eksilme olmadığının farkına vardılar.
Ellerindeki çuvalları bırakıp gözyaşları içinde birbirlerine sarılarak gerçek kardeş olmanın hazzını doya doya yaşadılar..
Hanri BENEZAUS; Dayanışma,Paylaşma,Yardımlaşma;Bizim Kitaplar, İstanbul 2009










